Ana sayfa » Tasarım, Yeni Konular

Tasarım Öyküsü: Post-it Not nasıl doğdu?

Gönderen kişi | 11 Eylül 2013 – 12:55 Bir yorum var

Günümüzün iletişim toplumunda, ofiste, evde, okulda, kısacası hayatın içerisinde, kısa notlar almak ve günün sonundan her şeyi akılda tutmak konusunda herkesin becerikli yardımcısı Post-it, artık hayatımızın vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.

post-it-tasarımının-tarihi-nevart-akademiPost-it Not 1980 yılında, dünyaya ilk geldiğinde ataç ve iğnelere zeki ve pratik bir alternatif olduğunu ortaya koyarak, çağdaş iletişim yöntemlerinin gelişiminde yeni bir dönem başlatmıştır. Ofis malzemeleri pazarında devrim yapan bu yapışıp çıkabilen not kâğıtları, ofis dışında da, herkesin kendini özgürce ifade etmesine yardımcı olan etkin bir iletişim aracı durumuna geldi. Post-it Not’lar, her geçen gün artan bir ivme ile kişilere özgün iletişim şekillerini yaratma özgürlüğü sağlayarak, iletişimin adı olmayı sürdürüyor.

Post-it Not Nasıl doğdu?

Post-it Not’un başarı öyküsü, kendiliğinden yapışan not kâğıtlarının mucidi olarak bilinen 3M bilim adamlarından Art Fry adı ile kopmaz bir bütün oluşturmaktadır. 3M’deki işinin yanı sıra bir kilise korosunda ilahi söyleyen Art Fry, ilahi kitabının sayfalarını yırtmayacak, ama sayfanın üzerinde düşmeden durabilecek bir işarete ihtiyaç duyuyordu. Bu amaçla 1974’de, meslektaşı Spencer Silver tarafından icad edilmiş olan yeni bir tür yapıştırıcı ile denemeler yapmaya başladı. Bu maddenin yapışkanlık özelliği çok düşük olmakla birlikte, bir kâğıt parçasını tutacak kadar güçlüydü. Bu fikrin gelişiminin ilk günlerinde, Art Fry hazırladığı yapışkan sayfa işaretlerinden birinin üzerine bir not yazdı ve patronu Bob Molenda’ya sunacağı rapora yapıştırdı. Patronu sorusunu aynı sayfa üzerinde yanıtladı ve başka belgelerin üzerine yapıştırarak, ona geri gönderdi. Beraberce kahve içtikleri bir sırada, Art Fry’ın iletişimde yeni bir yol keşfetmiş olduğunun ayrımına vardılar. Kendiliğinden yapışan, yeri değiştirilerek kullanılabilen Post-it Not.

Bu keşiften, ilk Post-it Not üretimine değin, kat edilmesi gereken uzun bir yol vardı.3M’in, bünyesinde çalışanların ofiste geçirdikleri zamanın %15’ini en çok sevdikleri projeye ayırmalarını teşvik eden şirket politikası sayesinde, Art Fry kendisini yeni projesine adadı. Yorulmak bilmez çabaları sırasında, yalnız teknik sorunların değil, öncelikle pazarlama uzmanlarının itirazlarının üstesinden gelmek zorunda kaldı. Fry daha sonraları yaptığı bir açıklamada şunları söylemişti:

“Fikirler tıpkı çocuklarınız gibidir. Kendi çocuklarınıza baktığınızda, onların harikulade güzel olduklarını düşünürsünüz. Ama bir başkası onlara baktığında, gördüğü küçük birer keratadan başka bir şey değildir. Post-it Not fikrinde de aynen böyle oldu. Eğer insanlara neye ihtiyaç duyduklarını sorsaydık, muhtemelen daha iyi bir raptiye diyeceklerdi. Ama onlara bir Post-it Not verin, ne için kullanacaklarını hemen bulacaklardır!”

Kaynak: insankaynakları.com 02.09.2003 tarihli yazı
Görsel: https://c2.staticflickr.com/2/1189/5141328136_16d8f73ee7_b.jpg

Bir yorum var »

Bir yorum yazın

Add your comment below. You can also subscribe to these comments via RSS

Aklınızdan geçenleri söyleyin...

You can use these tags:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong> 

This is a Gravatar-enabled weblog. To get your own globally-recognized-avatar, please register at Gravatar

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.